Ulu bir çamın dallarından yeni uçmayı keşfetmiş yaşam dolu bir keklik fırlıyor.Kınalı keklik uçmanın verdiği hazla ağaçların arasında süzülürken , çamın gövdesinden çıkardığı huzur dolu melodiyle kendinden geçen ağaçkakanı ürküttüğünün farkında bile değil. Ürkek ağaçkakan yüksek kavak ağacına sığınıyor, ve oradaki melodik vuruşlarına devam ediyor.
Şehir gürültüsünden uzaklaşabildiğiniz tek yer burası oluyor artık gözünüzde. Yavaşça ağlayan bulutlar ürpertiyor sizi. Etrafı ıslak toprak kokusu sarıyor. Arınmış hissediyorsunuz kendinizi. Her bir damla vücudunuza vurdukça, tüm günahlarınızdan, tüm dertlerinizden arınmış hissediyorsunuz. İç dünyanıza hapsolmuş gibisiniz. Başka insanların ve onların düşüncelerinin hiçbir önemi yok artık gözünüzde. Sadece siz, sizin düşünceleriniz ve ağaçkakanın kavağın gövdesinden çıkardığı melodik takırtı var. Gözlerinizi kapatıp derin bir nefes çekiyorsunuz ciğerlerinize. Kulaklarınıza yavrusunu çağıran bir kaç tür kuşun seslenişlerin doluyor. Önünüzdeki meşe ağacının yapraklarının rüzgarla dansını izliyor gözleriniz...
Burada her şey var gibi; sessizlik, huzur ve ümit...
Burada geçirdiğiniz her s
aniye hiç bir terapinin yapamadığı bir etki bırakıyor üzerinizde. Huzurlu, ümit dolu ve mesut hissediyorsunuz kendinizi tıpkı kendi dünyanızda kaybolmuş gibi...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder