Bradford ve çevresindeki şehirlerin en güçlü çetelerinden biri
olan Moralles’in lideri Jensen Wilson, şehrin en yetenekli gizli ajanı Gemma
Morgan’ı yeni bir iş için gizli yerleri olan şehrin dışındaki eski, terk edilmiş
bir lunaparkta bekliyordu.
Gemma işinde çok başarılıydı, arkasında hiçbir kanıt bırakmadan
çalışırdı ve her ihtimali düşünür onlarca yedek plan yapardı. Onun gibi
başarılı bir ajanın çetesinde çalışması Jensen için çok büyük bir şanstı. Zaten
şehrin en güçlü çetelerinden biri olmasının sebebi de buydu. Gemma karanlığın
kızıydı ve herkes onun peşindeydi.
Gemma her zamanki gibi buluşma saatinden on dakika sonra gelmişti,
bu Gemma’nın sayılı kurallarından biriydi. Bu sayede her seferinde Jensen’a
onun karanlığın kızı olduğunu bir çeteye bağlı olmadığını hatırlatıyordu.
Lunaparkın girişinde siyah bir motor durdu. Gelen Gemma’ydı. Gemma
motoru park ettikten sonra lunaparka girdi. Salıncakları düşmek üzere olan
dönme dolabın başında Jensen onu bekliyordu.
Gemma Jensen’ dan hoşlanmazdı. Bu yüzden işi kısa tutup,
oradan ayrılmak istedi.
“Ne istiyorsun?” dedi Gemma Jensen’ın yüzüne nefretle bakarken.
Moralles ile çalışması Jensen’ a olan nefretini engellemiyordu. Jensen tam bir
kadın düşmanıydı ve neredeyse tüm şehrin Gemma’nın peşinde olmasından nefret
ederdi ama bir yandan da ona ihtiyacı vardı zaten Gemma’nın Moralles’te
çalışmasının tek sebebi paraydı. Jensen her ne kadar yarım akıllının teki olsa
da para kazanmayı iyi biliyordu.
“Ortadan kaldırman gereken biri var.” Dedi aynı soğuklukla “ama bu
iş sana bile fazla gelebilir adam zorlu biri.”
“Espri anlayışın sıfırın altında Jensen.” Dedi Gemma. Suratında
yine kendine has ezici gülümsemesi vardı. “İsim ve adres yeterli.” Dedi.
“İsmi James Horan adresini almadım.” Dedi ve Gemma’nın gözlerini
devirmesine anlamsızca baktı Jensen.
Adresi alamayacak kadar yarım akıllı olduğunu unutmamam gerekliydi.
Diye düşündü Gemma. Sinirlerinin gerildiği
gözlerinin koyulaşmasından belli oluyordu. Her ne kadar kendine bir kızdan
korktuğunu itiraf edemese bile korkuyla bir adım geri attı.
“Bu işi yapabileceğinden emin
değilim. Ucunda ikimiz için de büyük para var ama adam çok tehlikeli.
Üstesinden gelir misin bilmem.” Dedi Jensen. Gemma’nın vereceği tepkiyi merakla
bekliyordu.
Sinirlenmemeye çalışan Gemma
“Tehlike benim başucu kitabım Jensen.” Diyerek kendini savundu.
Jensen üstüne gitmekte
kararlıydı, Gemma’yı sinirlendirmekten zevk alıyordu ama her zaman ezilen o
oluyordu.
“Kendinden bu kadar emin olma
Horan’ı öldürmek kolay iş değildir.” Diye atıldı Jensen.
Dönme dolabın salıncaklarından
biri rüzgârın etkisiyle gıcırdayarak sallandı.
Gemma, Jensen’ı yakasından
yakaladığı gibi dönme dolaba çarptı.
Gemma her zaman kusursuzdu ve
öyle de olacaktı. Neredeyse tüm ülkenin efsanevi kahramanı olan Şehir Meleğini
bile öldürebilmişti.
“İstersen buna seni öldürerek
başlayabilirim” dedi dişlerinin arasından o sırada rüzgâr Gemma’nın kumral
saçlarını savurdu. Kahverengi gözlerini birazdan yerinden fırlayabilirmiş gibi
açtı.
Gemma, Jensen’ın gözündeki
korkuyu görünce sırıttı.
Bu o’ydu.
Bu karanlığın kızı
Gemma’ydı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder