5 Haziran 2014 Perşembe

ÇETE - BİRİNCİ BÖLÜM

Bradford ve çevresindeki şehirlerin en güçlü çetelerinden biri olan Moralles’in lideri Jensen Wilson, şehrin en yetenekli gizli ajanı Gemma Morgan’ı yeni bir iş için gizli yerleri olan şehrin dışındaki eski, terk edilmiş bir lunaparkta bekliyordu.
Gemma işinde çok başarılıydı, arkasında hiçbir kanıt bırakmadan çalışırdı ve her ihtimali düşünür onlarca yedek plan yapardı. Onun gibi başarılı bir ajanın çetesinde çalışması Jensen için çok büyük bir şanstı. Zaten şehrin en güçlü çetelerinden biri olmasının sebebi de buydu. Gemma karanlığın kızıydı ve herkes onun peşindeydi.
Gemma her zamanki gibi buluşma saatinden on dakika sonra gelmişti, bu Gemma’nın sayılı kurallarından biriydi. Bu sayede her seferinde Jensen’a onun karanlığın kızı olduğunu bir çeteye bağlı olmadığını hatırlatıyordu.
Lunaparkın girişinde siyah bir motor durdu. Gelen Gemma’ydı. Gemma motoru park ettikten sonra lunaparka girdi. Salıncakları düşmek üzere olan dönme dolabın başında Jensen onu bekliyordu.
Gemma Jensen’ dan  hoşlanmazdı. Bu yüzden işi kısa tutup, oradan ayrılmak istedi.
“Ne istiyorsun?” dedi Gemma Jensen’ın yüzüne nefretle bakarken. Moralles ile çalışması Jensen’ a olan nefretini engellemiyordu. Jensen tam bir kadın düşmanıydı ve neredeyse tüm şehrin Gemma’nın peşinde olmasından nefret ederdi ama bir yandan da ona ihtiyacı vardı zaten Gemma’nın Moralles’te çalışmasının tek sebebi paraydı. Jensen her ne kadar yarım akıllının teki olsa da para kazanmayı iyi biliyordu.
“Ortadan kaldırman gereken biri var.” Dedi aynı soğuklukla “ama bu iş sana bile fazla gelebilir adam zorlu biri.”
“Espri anlayışın sıfırın altında Jensen.” Dedi Gemma. Suratında yine kendine has ezici gülümsemesi vardı. “İsim ve adres yeterli.” Dedi.
“İsmi James Horan adresini almadım.” Dedi ve Gemma’nın gözlerini devirmesine anlamsızca baktı Jensen.
Adresi alamayacak kadar yarım akıllı olduğunu unutmamam gerekliydi.
Diye düşündü Gemma. Sinirlerinin gerildiği gözlerinin koyulaşmasından belli oluyordu. Her ne kadar kendine bir kızdan korktuğunu itiraf edemese bile korkuyla bir adım geri attı.
“Bu işi yapabileceğinden emin değilim. Ucunda ikimiz için de büyük para var ama adam çok tehlikeli. Üstesinden gelir misin bilmem.” Dedi Jensen. Gemma’nın vereceği tepkiyi merakla bekliyordu.
Sinirlenmemeye çalışan Gemma “Tehlike benim başucu kitabım Jensen.” Diyerek kendini savundu.
Jensen üstüne gitmekte kararlıydı, Gemma’yı sinirlendirmekten zevk alıyordu ama her zaman ezilen o oluyordu.
“Kendinden bu kadar emin olma Horan’ı öldürmek kolay iş değildir.” Diye atıldı Jensen.
Dönme dolabın salıncaklarından biri rüzgârın etkisiyle gıcırdayarak sallandı.
Gemma, Jensen’ı yakasından yakaladığı gibi dönme dolaba çarptı.
Gemma her zaman kusursuzdu ve öyle de olacaktı. Neredeyse tüm ülkenin efsanevi kahramanı olan Şehir Meleğini bile öldürebilmişti.
“İstersen buna seni öldürerek başlayabilirim” dedi dişlerinin arasından o sırada rüzgâr Gemma’nın kumral saçlarını savurdu. Kahverengi gözlerini birazdan yerinden fırlayabilirmiş gibi açtı.
Gemma, Jensen’ın gözündeki korkuyu görünce sırıttı.
Bu o’ydu.
Bu karanlığın kızı Gemma’ydı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder